SELAM OLSUN MODERN KÖLELERE

 

          Hiç birinizin ağlamaya hakkı yok. Boşuna bir birinizi suçlamayın. Çünkü yoktur birbirimizden farkınız.

          Sizler köle olarak yaşamayı, çoktan kabul etmişsiniz. Size verilen %3, %4,%6 lar bile fazla. Sizin neyinize gerek zam almak, insan gibi yaşamak. Kölelik yapmak varken.

          İnsanlar hak ettiklerini alırlar ve hak ettikleri şekilde yaşarlar. Demek ki sizlerinde hakkınız, insan gibi yaşamak yerine açlık sınırı altında, yokluk içinde yaşamakmış.

         Hele emekliler; isterlerse parti kuracak derecede çoğunluğa sahipler. Ama kendilerini kurbanlık koyun gibi görerek “Nasılsa öleceğim, benim neyime lazım maaş artırımı “ der misali, her şeyden elini eteğini çekmiş, birliklerine sahip çıkmayan, toplu halde hareket etmeyen ve işleri, siyasilerin yalanlarıyla etraflarındakileri kandırmaktan başka bir şey değil. Doğru değerlendirmeyi yapan emekliler is azınlıkta.

          AKP. hükümetinin en büyük gizli destekçileri. Yan yana geldiler mi, aldıklar emekli maaşlarıyla sefalet sürdüklerini söylerler ama, hükümetinde her icraatını alkışlamaktan da asla geri kalmazlar.  Nedense miting meydanlarında en ön sıralarda yer alırlar. Elleri acıyana kadar alkış tutarlar. Yan yana gelince de, %50  verilen oyun hissedarı olmadıklarını söylerler.

         Yıllardır mahkemelerin kapılarını aşındırarak emekli maaşlarının iyileştirilmesi konusunda çalışmalar yaparlar ama, onları duyan ne mahkeme olur, nede hükümet. Çünkü hükümet, emeklilerin yaşama ve sosyal yapılarını bilir, onları hiç umursamaz bile. Siyasi için emekli, oy zamanı çantada hazır keklik. Bilirler ki emekliler, bir araya gelip de birleşme sağlayamaz ve onlara asla kafa tutamazlar. Emekliler sadece “atma Recep din kardeşiyiz” misali konuşmalarla, kendilerini kandırmaktan ileri gidemezler.

       Emekliler, emekli derneklerine bedava cay içmek ve soluklanmak için giderler. Dernekleri ağlama duvarı olarak görerek, dert yanarlar ama dernek yönetimi “hadi gelin hakkımızı birlikte arayalım” dediğinde de, hemen ortadan kaybolurlar. Bizim ülkede emekli, “yumurta piş ağzıma düş” misali hak beklemekte. Bence daha çooook bekler. Birlik ve beraberliklerini sağlayamadıkları müddetçe, kimsede duymaz ve görmez onları.

       İşçi eski işçi yapısını kaybetmiş adeta sendika başkanlarının robotu olmuşlar. Geçenlerde bir toplantıda sendika başkanından dayak bile yemişler, hak talebinde bulundu diye. Böylece ülkede sindirilmiş bir işçi ordusu oluşturulmuş.

       Eskisi gibi “söke söke alırız” bağırmaları artık tarihe karışmış. Sadece biz işçiyiz, biz köleyiz, ne verirlerse ona razı geliriz. Seçimler geldi mi de “bu çektiklerimizi biranda unutur, onların renkli sözlerine kanarak köleliğimizi yerine getiririz,” diyen bir işçi topluluğu ile, karşı karşıya kalındı bu ülkede.

      Memur ise, adeta diğerleri gibi kış uykusunda. Hakkını alamayan zavallı bir topluluk olmuş çıkmış. Görünen köy kılavuz istemediğinden daha fazla söze gerek yok. Çünkü oldukça sayıya sahip olan topluluk, yerini azınlık gruba bırakmış durumda.

      Sizler, bu tür yaşamaya kendinize laik görüyorsanız, benim söyleyecek sözüm yok. Gidin meydanlara alkışlayın onları, verin oylarınızı. Zannetmeyin ki o oylarınızı verdikleriniz bir gün olsun sizleri TBMM.çatısı altında düşünecektir. Sadece sizlere şirin görünmek için, laf ebeliği yapacaklar ve kendi ceplerini düşünecekler. Her zaman olduğu gibi. Hak yasaların ön gördüğü şekilde alınır tek ki almasını bil. Ağlamayan bebeğe meme verildiği nerede görülmüştür ?.

      Sen 25 yıl çalış emekli ol, adam 2 yıl milletvekili olsun, emekli olmasına yeterde artar. Sen 25 yıllık emeğinin karşılığı olan emekli maaşınla geçim sıkıntısı çekerken, adamlar 8000 lira artı milletvekili maaşı alarak sefa süreler ama, sen hala uykudan uyanmak istemezsin.

      TBMM. Başkanının sözleri ise, tamamen sanal bir konuşma. Neymiş, milletvekillerinin maaşları yetmiyormuş. Çünkü onlar aldıkları maaşlarını seçmenleri için harcarlarmış. Meclis lokantasından hibe misali yemek yiyerek mi ?.Devletten aldıkları harcırahları ve diğer gelirlerini neden söylen. Çünkü işlerine gelmiyor detaya girmek. Bugüne kadar, her şeyini kaybederek milletvekilliği son bulmuş, bir zata rastlamadık. Hepside köşe dönerek ve geleceklerini de sizlerin sayesinde, birlikte aldığınız kararalar la ve emekli maaşlarıyla garanti altına alarak meclisi terk ederler.

      Vatandaşa %3 ve %6 gibi komik ücret artışlarını laik gören sizler, kendinize gelince %100 den aşağı zam yapmıyor ve 15 dakikada yasalaştırmasını biliyorsunuz ama, vatandaşa vereceğiniz üç kuruşluk zammı da, günlerce oyalarsınız. Kendilerine gelince hiç itirazsız, birlik içinde gece yarıları yangından mal kaçırır gibi, kanunlaştırır geçersiniz. Ve o paraları da helalinden yersiniz. Beyler bu millet o paraları asla size helal etmiyor. Çünkü sizler milletvekili, asiller ise aç. Emeklilerin bir intibak yasası yıllardır raflarda beklemekte. Emekliye serce olamayanlar kendilerine şahin olmakta. İşte bu zihniyeti taşıyanlar, “bu milletin hangi şartlarda geçim sürdürdüğünü bizden başaksı bilmez” laflarıyla meydanlarda nutuk atabiliyorlar. Bu nutuklara da çok çabuk kanan başta Emekliler ve işçiler olmakta.

     Milletvekili seçilirken, meydanlarda dinden imandan dürüstlükte ve doğruluktan bahseden erdemli kişiler, vatandaşa yapılan zamların karşısında vatandaşın yanında olmadıkları gibi kendilerine yapılan %100 lük zamlar karşısında bir baba yiğitlik yaparak. “Ben nu zammı istemiyorum.Önce vatandaşın durumu iyileştirilsin. Bu ne kardeşim böyle. Millete çay kaşı ile verilen zam bizlere kepçe ile neden veriliyor ?. Ben buraya vatana ve millete hizmet için geldim. Milleti, bizlerin kölesi olmaları için gelmedim. Benim meclisten alacağım zamma ihtiyacım yok. Ayrıca ayıp değimli, millet 25 yıl çalışacak emekli olmak için, biz ise hiç çalışmadan ballı koltuklarda oturarak 2 yıl devirdik mi 8000 Tl. emekli maaşına kavuşacağız. Sonrada Müslümanlıktan ve dinden ahkam keseceğiz. Ben bunu da kabul etmiyor ve de almıyorum” diye bilene değil, bunları aklından geçiren bir baba yiğit milletvekili düşüncesine daha rastlamadım.

   Hani meydanlarda “biz milletin yanındayız” diyen liderler. Demek ki onlar milletin değil, milletin oylarının yanında olan ve yalanı mubah sayan, sadece kendi çıkarını düşünenlermiş.

    Bence fazla konuşmaya hiç gerek yok. Çünkü milletler ve topluluklar hak ettikleri ve kendilerine laik gördükleri şekilde yönetilirler. Biz almasını bilmedikçe hakkımızı alamayız ve de ağlamadıkça da, kimsede bize meme vermez.

    Selam olsun korku cennetinde yaşayan, yasalar çerçevesin de sesini duyurmaktan aciz,  İşçi, memur ve emekli, üç maymunu oynayan kardeşlere.. Sizlere iyi uykular….

                                                                                 Süleyman Güdül


Yorumlar

Bu Köşe Yazısına Henüz Yorum Yapılmamış.
İlk Yorum Yapan Siz Olun.

Yorum Yaz