VAH VAH ÇOK ÜZÜLDÜM !..

 

                  Bu ülkenin bir milletvekilinin aciz duygularını, bu sabah gazetelerden okudum. Garibim aldıklarıyla insan gibi yaşayamıyor muş. Peki ne gibi yaşıyormuş, o aldığı maaşlarla ?.

                  Bakalım neler demiş “Bir Milletvekilinin insan gibi yaşamaya hakkı olmaz mı ?. Milletvekillerini Kızılay da, emekli zabıta  memuru gibi dolaştırmaya toplumun gönlü razı olur mu?.İnanır mısınız, Meclis’te 1 haftadır et yemedim”. Vah vah vah, çok acıdım.

                 Bu vatandaşımızı, bu millet elindeki denizci feneriyle mi aradı buldu ve millet vekili yaptı ?. Bulunmaz Hint kumaşımıydı kendisi.. Yoksa öncelikle partisinin il başkanlığına, sonra genel başkana ve sonrada kapı kapı dolaşarak, kendisinin milletvekili yapılabilmesi için, halka bu arzusu için mi ricalarda bulundu  ve o kadar harcamaları yaptı dersiniz. Kimse babasının hayrına  o kadar parayı harcamaz. Kimse o harcamaları hakir gördüğü, emekli zabıta memurunun yaşadıklarını yaşamak için yapmaz.

                  O Kızılay meydanında gezen emekli zabıta memuru, hayatı boyunca dürüst olarak yaşamış ve devletin vereceği üç kuruşla, emekli olmanın şerefini yaşamıştır. O hiçbir zaman, o göreve gelmek için cebinden  binler harcamadı. O hiçbir zaman, devletin verdiği üç kuruşla açlık sınırının altında  yaşam savaşı veren, emekli vatandaşları hakir görmedi. Daima onları, öncelikle bir insan olarak gördü. O sayın milletvekili “İnsan gibi” yaşamak istediğini söylerken,  bu ülkenin emeklilerini neden insan olarak görmek istemedi, bunu da herhalde kendisine emekliler ve zabıta memurları soracaktır.Kendisini insan görüp de emekli zabıt memurunu, insan görmeyene sormak gerek. Emekli zabıta memuru sizce canlıların hangi türünden?.

                  Bu zatı muhterem, aldığı bu maaşla ve ek harcırahlarla, ayrıca devletin kendisine sağladığı avanta imkanlarından yararlanırken, geçinemediğinden bahsederken, acaba birilerine mesaj mı gönderiyordu, “Beni de kadronuza alın. CHP.de et yiyemiyorum. Yandaş olarak köşeyi bende dönmek istiyorum” mu demek istiyordu ?. Bunun değerlendirmesini de sayın Kılıçtaroğlu çok iyi yapar.

                 600 lira alan bir emeklinin nasıl geçindiğini bilmesi, tabi ki zor gelir bu zihniyetin milletvekillerine. O kadar maaş ve lüks yaşamla, tabi ki emekli zabıta memurlarını hakir görmelerini sağlamakta. Bu milletvekilinin sözlerinden anladığım kadarıyla, bu zihniyetteki milletvekilleri biz emeklileri insan olarak zaten görmediklerinden, biz emekliler yararına bir iş yapmadıklarını da kendi sözleriyle tasdik etmiş oldu. Bu milletvekilinin gözünde ben insan olmadığıma göre, beni hangi hayvanın kategorisine koyduğunu da merak etmekteyim. Yazık ki, bu düşüncede olan insanlara bu vatandaşlarımız oy vermekte.

                   Ayrıca 1 haftadır et yemediğini söyleyen bu zavallı milletvekili, acaba milletin çoğunun yıllardır eti kasapların vitrinlerinde gördüğünü, hiç merak etmemiş mi ?.O nasıl Milletvekili ki, vatandaşın derdini görmezden gelerek kendi derdini görür. Tok acın halinde anlamaz. Hele ki, bu milletvekili düşüncesinde olanlar hiç anlamaz.

                 Eğer, açlık sınırı altında yaşattığınız emeklilerin haklarını değil de, kendini düşüncendeki insan olarak yaşatmak istiyorsan, senin milletin meclisinde işin ne ?.senin adın ne ?. Efendi misin, yoksa bu asil milletin oylarını alarak onlara vekillik yapan birisi misin ?.

               Yoksa gece yarısı yangından mal kaçırır gibi, bu halkın parasına  göz dikerek kendinize yaptığınız emekli zammını az buldunuz da, bu emeklilerin size acıyarak maaşlarını da size vermesini mi bekliyorsunuz.

           Hiç kursa bakmayın, sokaktaki tüm emekliler ne haklarını sizlere helal ediyor,  nede ilenmekten ve beddualarından geri kalıyorlar. Benden söylemesi…

      

 

                       ATATÜRKÜ SEVMEK İÇİN TÜRK OLMAK GEREK

 

 

                    Atatürk’ün saygınlığına dil uzatacaklar, ancak Türk değil de Türkiyeli olabilirler. Hocanın birisi, kendini bir yerlere getirmeleri için birilerine mesajı ulaştırma yolu olarak Atatürk’e dil uzatmayı kendince geçiş yolu olarak görmüş. Türkiyeli olmasından dolayı olsa gerek. Bunlar, Atatürk’ün düşmandan kurtardığı bu vatanda, Türkiyeli olarak rahatça görev yapıyorlarsa, bu milletinde sabrını fazla denememelerini tavsiye ederim. 

                       Burası Türkiye. İstiklal savaşında canlarını feda edenlerin torunlarına miras bıraktığı bir ülke. Burası Mustafa Kemal Atatürk’ün laik Cumhuriyeti. Beğenmeyen gider, gideceği yere. Bu vatan bizim. Hem Atatürk’ün düşmandan kurtarıp bu vatan evlatlarına hediye ettiği ülkenin kaymağını yiyeceksin. Hem de utanmadan dil uzatacaksın. Bu düşünce anca Türklüğü kabul etmeyip de Türkiyeli olanlara yakışır.

                    Ben Kurtuluş savaşında, Atatürk’le omuz omuza düşmana kurşun sıkan bir dedenin torunu olarak Atatürkçüyüm ve Atatürkçü olmaktan da gurur duyuyorum. Adı sizce bağnazlık olsa da ben Atatürkçü doğdum ve öylede öleceğim..Ama asla aslımı inkar etmeden, o kurtuluş savaşında bu vatan için canlarını verenleri unutmadan ve onlara minnet borcumu ödeyerek yaşayacağım.

.                 Atatürk’ü dünya sever, ama siz sevemezsiniz. Çünkü siz Türkiyeliliği seçmişsiniz.


Yorumlar

Bu Köşe Yazısına Henüz Yorum Yapılmamış.
İlk Yorum Yapan Siz Olun.

Yorum Yaz