KENDİNİ AKILLI ZANNEDEN ZAVALLILAR

 

 

      Sevgili okuyucularım,

 

                   Bugün istemeyerek de olsa, bu satırları yazmak zorunda kaldım. Ben zevklerin ve renklerin münakaşa kabul etmeyeceğini ve muhalefetler olmadıkça da iktidarların doğru yollarını bulmaktan ziyade, dikta rejimi uygulayacaklarını çok iyi bilirim.

                  Eleştiri yapmak çok güzel şey, eğer eleştiriler hakaret içerikli olmazsa. Hakaret içeren eleştiriler ise, o eleştiri yapanların ahlaki yapılarıyla, bilgisizliklerini ortaya koymaktadır. Çünkü onlar, birilerinin güdümünde hayatlarına yön veren zavallı fanatiklerdir. Başkalarından aldıkları akıllarla kendilerini zeki zannederek, kendi görüşlerinde olmayanları fütursuzca  hakarete varan eleştirileriyle eleştirirler. Zannederler ki, kendilerinin eleştiri yorumlarını başkaları okuyunca kendilerini üstün yetenekli, bilgisine güvenilen insan olarak görürüler. Halbuki, tam aksi olur. Onların eleştirilerini okuyanlar, onların birer zavallı olduklarını düşünerek güler geçerler. Yorum ve görüşlerine itibar bile etmezler.

                 Ben gazetecilik hayatına, 1955 yılında ilk defa okul muhabiri olarak başladım. Sonra bazı ulusal gazete ve ajanslarda muhabirlik yaptım ve başka görevlerimde oldu. 34 yıldır da çeşitli basın kuruluşlarında köşe yazmaktayım. Herhalde mesleğimin erbabı olmasan, yazılarımı yayınlayan basın kuruluşları, beni çoktan kapı dışarı ederlerdi.Yani bu mesleğe sonradan girme değilim. Gazeteciliği de, beni yorumlarında tenkit edenlerden, asla öğrenecekte değilim.

              Gazete yazarları, her zaman muhalif olan karşıt görüşlü fanatiklerin olumsuz hakaret içeren yorumlarına maruz kalırlar, ama onlar kimseden korkmadan kendi bildikleri yolda ilerlerler. Tek ki o yazar kalemini satmamış ve işinde de ehil olmasını bilsin yeter.

              Benim pek adetim değildir, beni eleştirenlerle muhatap olmak. Onların olumsuz cahilliklerine alet olarak, onların seviyesinde muhataplıkta yaparak, onların saflarında da asla yer almam.. Çünkü ben bildiğim doğruları yazdım ve yazmaya da devam ederim. Asla bir zümrenin satılmış kalemi veya fanatiği olmadım, olamam da. Benim kalemim vatandaşlarımızın çıkarına ve vatan selameti için daima yazmıştır ve de yazmaya devam edecektir.

             Kendini bir şey zanneden zavallılar yazarlığımdan hoşlanmaya bilirler. Hatta ağırlıklarını koyarak, yazı yazdığım basın kuruluşlarını kendi taraflarında çekebilirler. Bende bunu saygıyla karşılarım ama, eleştirileri de hakaret içerikli olmadığı müddetçe de, kendi aynaları da olmam. Hakaret içerikli olanlar ise, ahlaki yönlerini alenen ortaya koymaktalar.  Hakaret içermeyerek, yol gösterici eleştirilerde bulunanlara da saygı duyarım. Teki, başkalarının güdümünde hareket ederek, karşısındakini bir hiç olarak görmesin. Onunda bilgilerine saygı duymasını da bilsin.

     Adam Türkiye sınırları dışına çıkmamış, bana dünyayı öğretmeye kalkıyor. Benimle beraber Suudi Arabistan da yıllarca yaşamamış ve medreseye gitmemiş ama bana dinden ahkam kesiyor.  Orta Doğu,  Avrupa, Afrika ve İngiltere gibi ülkelerde ayak izleri bulunan bir kişiliğe de sahibim.. Bunlardan bahsetmekten de hoşlanmam, ama mecbur kaldığım için bu bilgiyi de beni tanımadan eleştiren zata mesaj olarak göndermiş bulunmaktayım. Beni hiç görerek,  kendini uyanık gören o zavallı zat kendisini bilir.

    Peygamberi anarken (SA) demekle, Allah’ı anarken (CC.) demekle de, dini bilgiler uleması olunmuyor. İşin içinden çıkılamayınca da  “Kuranda bu konuda ayet var” demekle de insan kendini kurtaramıyor. Zavallı din simsarı olmaktan kendini kurtaramamış, milleti enayi gören, “bir rivayete göre” ile kendini aldattığı gibi vatandaşları da aldatmaya kalkanlara, nedense hayatımda hiç değer vermedim. Onları kendime muhatap bile görmedim, göremem de.

      Bir konuya daha açıklık getirmek isterim. Ben hayatım boyunca sağ partilerde yer aldım. 1960 öncesi DP. sonra  AP. ve sonrada DYP. derken GP. de siyasi çalışmalarda bulundum. GP. İle de, siyasi hayatıma nokta koymuş bir kişiyim.  Ben vatandaşımın selameti için, son dönemlerde bir vatandaş olarak CHP.ye oy verdim. Bu benim CHP.li olduğumu değil, vatanımı ve vatandaşımın çektiği yoksulluğu görmemden ileri gelmiştir.

    Beni yazılarından dolayı  ağır şekilde eleştirerek “ Senden çok iyi CHP. Genel Başkan Yardımcısı olur” deme gafletinde bulunan zavallı eleştirmene, bilgi olarak bunu sundun. İnsanın vatanını sevmesi, vatandaşının nasıl bir açlık sınırı altında yaşadığını görmesi, sizce CHP.li olmak mı gerektirmektedir ?.Demek ki sen, bu vatanda açlık sınırı altında yaşayarak geçimini idame ettiremeyen,  işçiyi, çiftçiyi, memuru ve emekliyi göremeyecek kadar, kalp gözü kapalı bir insan olarak bu ülkede yaşamaktasın. Yazıklar olsun sana…

    Ben kalemi satılmış bir yazar olmadım olamam da. Bu vatanın vatandaşlarının haklarını, Kurtuluş Savaşında canlarını but vatan için verenlerin torunu olarak da, ayrıca Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Laik Cumhuriyetin savunuculuğunu da sonuna kadar yapan ve de yapmaya devam eden bir kalemin sahibiyim.

     Sizler kimin güdümünde olursanız olun. İstediğiniz kadar yazılarımdan dolayı bana hakarete varan eleştirilerinizi yapın ama, maalesef beni satın alamayacaksınız.

    Bana yaptığınız eleştirilerinizdeki hakaretlerinizin, sizlerin ne denli Müslüman olduğunuzu ve ahlaki yapınızı ortaya koymaktadır. Bunun takdirini de sizlerin yorumlarını okuyan bu vatanın evlatlarına bırakıyorum. Cevabınız onlarda…Hakaretli eleştirileriyle bir yerlere varacaklarını zanneden zavallılar.

      Sevgili okuyucularım, bu tür insanları muhatap alarak zamanınızı aldığım için, sizlerden özür dilerim.

    HEPİNİZİN YENİ YILINI KUTLAR, GELECEK YILIN SİZLERE MUTLULUK  VE SAĞLIK GETİRMESİNİ DİLERİM.

    Saygılar…

 

                                                                 Süleyman Güdül


Yorumlar

Bu Köşe Yazısına Henüz Yorum Yapılmamış.
İlk Yorum Yapan Siz Olun.

Yorum Yaz